Hızlandırılmış yok hükmündeki hayatlar

, 9 yorum

cemSize bir adamı anlatacağım. Yıllar önce yakın bir arkadaşımın doğum gününde sıcak bir ağustos akşamı tanıştım ben onunla. Adı Cem’di ama ismini ‘acele’ koysalar da olurmuş. Şirketler ve para arasında bağlantı sağladığı bir işi vardı ve herhalde yılda en fazla üç gün çalışıyordu. Cem sürekli seyahat ederdi. Beş kez havalimanında karşılaşmıştık, düşünün artık. Sadece seyahat etmez denizin dibine dalar, dağların tepesine çıkar, paraşütle atlar, kanyonlarda yürür, mağaraları gezer, yelken açar, çölleri geçer, buz üstünde kayar, derelere atlardı.

İyi güzel ama her şeyi o kadar aceleyle yapardı ki… Konuşurken kendi cümlelerinden bile sıkılırdı. Her şeyi kısa keser, inanılmaz hızlı konuşur, dinlerken fenalık geçirirdi. Ben ona pek bir şey anlatmak istemezdim çünkü sanki vaktini alıyormuşum gibi hissederdim. Sanki onun elinde sihirli bir kumanda vardı ve tuşa basınca hepimiz onun gibi hızlanırdık. Ona tüm söylemek istediklerimi üç kelimeye hapseder hızlıca ağzımdan çıkarırdım. Yemek yerken de bin tane şey söyler hepsinin tadına bakardı. Kafası hep dağınıktı. Aklında pek bir şey tutamazdı. Bir keresinde kendi doğum gününü bile unutmuştu. Sürpriz kutlama gerçekten sürpriz olmuştu.

Kalabalık bir adamdı. Milyon tane arkadaşı vardı. Her yere koşturur, hiçbir şeyden geri kalmazdı. İki kez evlenip boşanmıştı. Çocuk sahibi olmamıştı. ‘Atom karınca’ diyorlardı ona. O, her şeye yetiştiğini sananlardandı.

Hep böyle dili geçmiş zamanda kurdum cümleleri çünkü Cem gitti. 22 Eylül’de 46 yaşında kalp krizi geçirdi. Kalabalık bir adamdı ama aslında yapayalnızdı. Onu yatağında bulduklarında aradan tam üç gün geçmişti. Ben bayramı Meksika’da geçirip yurda yeni dönmüştüm. Aldığım habere inanamadım. Yani Cem böyle gecenin bir vakti yatağında uyurken ölemezdi. Dağda donabilirdi, uçurumdan düşebilirdi, paraşütü açılmayabilirdi, vurgun yiyebilirdi ama evinde bir başına ölemezdi işte! Nedenini bilmiyoruz ama o bayramı İstanbul’da geçirmişti. Olacak iş değildi!

Son yolculuğu hiç öyle acele içinde geçmedi. Sonra annesinin evinde bütün o kalabalığıyla birlikte onu andık. Eski eşleri de oradaydı üç tane eskort olduğundan şüphelenilen kadın da. Herkes ağız birliği etmişçesine Cem’in kısa hayatına çok fazla şey sığdırmak için dolu dolu ve hızlı yaşadığını anlatıyordu. Hatırasına saygısızlık etmemek için sessiz kaldım ama ben onlar gibi düşünmüyorum. Cem her şeyi yarım yarım yaşadı. Cem’in hayatı hızlandırılıp izlenen bir film gibi keyifsizdi. Çok eğlenceli sahnelere, müthiş bir kurguya, şahane bir senaryoya sahipti ama yetişilemiyordu, görüntü hızlıca akıyordu. Hızlıca üzerinden geçilmiş bir yaşam… Hiç durmayan, hiç sindirmeyen bir adamdı Cem. Sanki her şeyi bir skor olarak görüyordu. Cevapları yarımdı. Soruları yarımdı. Anlattıkları yarım… Dinledikleri yarım… Kadınlarla durumunu çözememiştik hiç. Yanında kimseyi görmezdik. Bir arkadaşımızla ilgilenir gibi olmuştu ama kadın korkmuştu ondan. Herhalde ona bakıp “Ben bu adamın hayatında nereye sığacağım acaba? Hiç yer yok” diye düşündü. Cem o konuyu da öyle yarım bırakmıştı. Herkesle plan yapar, bin tane vaatte bulunur, davet eder, davet ettirir ama hiçbirini gerçekleştirmezdi.

O gidince ben çok üzüldüm. Onu eleştirsem de benzer yanlarımız vardı ama asla ona benzemek istemem. Ben de aceleciyimdir, tez canlıyımdır, sürekli koştururum, onun gibi 2 dakikada hazırlanırım, hafif seyahat ederim, ahbabım çoktur, üşümem, ne olsa yerim ama ben dururum da. Gittiğim, gördüğüm yeri gözlerime doldururum, ciğerlerime çekerim, usulca dinlerim, bir kök salarım toprağına-suyuna, orada oluşumu hissederim, sonra tüm bunlar için şükrederim. Çok konuşurum ama söz kesmem, soruyu yarım bırakmam, cevabı tam veririm, doğru anlamaya ve anlaşılmaya çalışırım, söylediğim her şeyi yaparım söz vermiş olmam gerekmez. Dün de annesine söylediğim gibi duasına gittim. Kırk gündür aynı yerde yatıyorsun Cem, sıkılmış olmalısın.

Kendini atom karınca sanan herkes… Değilsiniz! Hiçbir yere ve hiç kimseye yetişemiyorsunuz. Bunu bilin istedim.

9 Yorum

  1. hale kaya
    | Cevapla

    duygusu cok guclu yazilarr dan. aglattin beni. cem erken gitmis. senin gibi arkadas sahhibi olunca sansli

  2. Şule Demircioğlu
    | Cevapla

    Demet Cengiz’in yazıları kalpten geliyor. Bir solukta okuyorum. Ara vermeyin güzel insan. Özledik sizi.

  3. Ayşegül Cevizci
    | Cevapla

    Kırk gündür aynı yerde yatıyorsun Cem, sıkılmış olmalısın.
    Bu cümle nasıl bir cümledir. Ağlamaktan öldüm. Nasıl güzel anlatmışsınız Cem Bey’i tanımdan sevdim ve üzüldüm. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.

  4. Hakkı
    | Cevapla

    İŞGİ DUYDUĞU ARKADAŞTA SİZ OLUYORSUNUZ HER HALDE

  5. Apo
    | Cevapla

    ‘Yani Cem böyle gecenin bir vakti yatağında uyurken ölemezdi. Dağda donabilirdi, paraşütü açılmayabilirdi, vurgun yiyebilirdi ama evinde bir başına ölemezdi işte! Vurucu bir yazı olmuş.’
    Beni benden aldı. Çok üzücü. Allah yakınlarına sabır versin.

  6. Sevin Sarkaç
    | Cevapla

    Hepimize gerçeği hatırlatmış. Ölcez başka bişey yok

  7. Belma Toprak
    | Cevapla

    Ne güzel anlatmışsın Demet. İnsanlar artık yaşadığı, yaptığı her şeyde kendisi için değil skor olsun, bi yerlerde görünsün, beğenilsin, birileri ondan bahsetsin kaygısında. Böylece tüketiyoruz hızlıca her şeyi. Koca bir tatminsizlik kalıyor geriye.

  8. İso
    | Cevapla

    Bu acele niye ki ölüp gideceğiz en sonunda. Ölüm gerçek amma her yaşayan canlı değil.
    İso

  9. ayşegül yetiş
    | Cevapla

    “Yani Cem böyle gecenin bir vakti yatağında uyurken ölemezdi. Dağda donabilirdi, uçurumdan düşebilirdi, paraşütü açılmayabilirdi, vurgun yiyebilirdi ama evinde bir başına ölemezdi işte!” Cümleleriniz bende de vurgun etkisi yaratıyor…

Yorum Bırakın