‘Sadece birbirimize bakalım’

, 6 yorum
SA1
Bodrum’da Seher Aybek, Meliha Okur, Serpil Sabaz ve Deniz Çağdaş ile birlikte denizlere açıldığımızda

1960’ların başı… Bakırköy-Sirkeci banliyö treni… Sarı saçlı, mavi gözlü genç bir kız koltuğunda oturuyor. Lise talebesi… Ela gözlü bir adam hayranlıkla genç kızı izlemekte… Gözlerinin güzelliğine öylesine kaptırıyor ki kendini, ineceği durağı kaçırıyor. Adamın üzerinde, ela gözlerine çok yakışan haki bir kazak var. Kız dünya güzeli, adam kalem gibi…

Böyle bakışarak tanışıyorlar. Sonra adam, Bab-ı Ali yokuşunda genç kızın ağır sırt çantasını taşıyor her seferinde… Lise bitince de o güzel kızla evlenmek istiyor. Aralarında 10 yaş fark var. Teknik üniversiteye başlayan kıza “Okula devam edersen o güzel gözlerinin nurunu kitaplara akıtacaksın. Gel evlenelim. Hep bana bak! Gözünün nuru bana aksın” diyor. İkisi ömürlerinin sonuna kadar sadece birbirlerine bakacaklarına söz verip evleniyorlar. Ve kırk yıl sadece birbirlerine bakıyorlar. Üç kızları oluyor. Gözlerin nurunu bir kendisine isteyen adam daha sonra karısının üniversiteyi bitirmesi için inanılmaz destek oluyor.

Bu özel hikayenin kötü kahramanı Alzheimer!.. Tüm mazilerini siliyor. Kadın, yattığı hastaneye her gün gidip kocasının elini tutuyor. Doktorlar ve hemşireler “Nasıl olsa hatırlamıyor… Her gün gelmenize gerek yok” dese de kadın her gün kocasını ziyaret ediyor. Çünkü o ziyaretleri kendisi için de yapıyor. Onların aşkı büyük!

Bir kızının doğumu için Amerika’ya gidiyor kadın. İki hafta sonra İstanbul’a döndüğünde ilk iş kocasının elini tutuyor. Aylardır hiçbir şey hatırlamayan adam bir çırpıda “Seher seni çok sevdim ben” diyor. Sonra yeniden her şeyi unutuyor. Ertesi sabah da bu dünyadan göç edip gidiyor. Kadın hep adamın veda etmek için onu beklediğine inanıyor. Son kez onu ve büyük aşklarını hatırladığı için minnettar. O günden sonra nereye gitse penceresine hep küçük bir kuş gelip konuyor. O kuşun kocası olduğuna inanıyor kadın.

SA5
Trende aşık olduğu ela gözlü adam ve iki kızıyla birlikte

* * *

Bu güzel hikayenin kahramanı Seher Müşfide Aybek ile ne zaman tanıştığımızı hatırlamıyorum. Pek çok basın toplantısında denk geldik. Ben onun öyküsünü Ayşe Arman yazınca okumuştum. Sonra tesadüf ettiğimiz bir gün kendisinden de dinlemiştim. Hâlâ kocasına âşık bir kadındı. Şu anda 74 yaşında ve hastanede yoğun bakımda yatıyor. Ailesi, tüm dostları onun için dua ediyor. Ben de öyle…

Ne çok insanı dinlemiyoruz, hikâyelerini bilmiyoruz, anlamaya çalışmıyoruz. “Hâlâ çok güzel olan bu kadının gençliğini neden hiç hayal etmedim” diye sormuştum kendime. Zamanın her birimizi nasıl yoğurduğunu düşünmüştüm. İki gencin bakıştığı o banliyö treninden benim bu kelimeleri, ormana karşı oturup yazdığım şu ana kadar geçen zamanı düşündüm… Onlar trende bakışırken, beni bu dünyada mevcut kılacak parçalar sularda yüzüyor, toprakta nefes alıyor, havada savruluyordu… Ben yoktum henüz ama vardım da…

SA4

Seher Hanım ile geçen ekim birlikte neredeyse bir hafta geçirdik. The Bodrum Cup sayesinde bolca sohbet ettik. Zarif bir kadındır o. Tatlı dillidir. Yaşından, tecrübesinden güç alıp karışmaz hiçbir şeye. Nazikçe fikrini belirtip bırakır. İsterseniz tavsiyede bulunur. Bu kadın 60’lı yaşlarında tourismlifeinturkey.com’u kurdu. Kaç yaşında kadın, öyle değil mi? Ama vizyona bakar mısınız? Değişimi yakalama, adapte olma kabiliyetine bakar mısınız? Yanında bir büyük bir küçük fotoğraf makinası taşır. Biri hep boynunda asılıdır. Her anın fotoğrafını çekip Facebook’ta paylaşır. Ben beceremiyordum, o selfie çeker. Meliha Okur ile benim pek çok fotoğrafımızı çekti. Hele Meliha’nın poz verdiği, Seher Hanımın sürekli deklanşöre bastığı anları hiç unutmayacağım. Çılgın bir moda çekimi gibiydi…

Seher Hanımın yaşama ve çalışma azmine şapka çıkarırsınız. Onun hastanede yattığını hayal etmek benim için güç… Ben kendim için bu dünyada kalmanı isterim ama biliyorum ki sen her gittiğin yere gelen, pencerene konan o küçük kuş ile kavuşmak istiyorsun. Sana kal demek benim bencilliğim olur ama biliyorum ki siz o kuşla aslında hiçbir zaman ayrılmadınız. Ayrılmadınız!

SA2
The Bodrum Cup kapsamında düzenlenen Patronca kitabımın imza gününden

6 Yorum

  1. Ece Kerimoğlu
    | Cevapla

    Bu nasıl güzel bir hikaye. Ağlaya ağlaya okudum.
    Öyle güzel yazmışsınız ki kuşuna kavuşacak diye sevineyim mi üzüleyim mi şaşırdım.

  2. ayse
    | Cevapla

    okurken ağlamaktan öldük
    niye böyle aşklar yok artık
    herşeyi bozduk bitirdik

  3. Merve Kahveci
    | Cevapla

    Kalbimize dokunan yazılarınız için size minnettarız Demet hanım

  4. Burçin
    | Cevapla

    Zaman hakkında söylediklerin baya enteresan. Zihnini, kalbini seviyorum Demet Cengiz!!!

  5. MURAT KARABEKİR
    | Cevapla

    AŞK HİKAYELERİNE HEP KADINLAR YORUM YAZAR. BİZ ERKEKLERE ÖKÜZ EŞŞEK NE DESENİZ YERİDİR. BÖYLE AŞKLAR ESKİDENMİŞ. ŞİMDİ SADECE ERKEKLER DEYİL KADINLARDA BOZUKK.

  6. Ayşıl
    | Cevapla

    Gençliklerini düşünerek okudum.Etkilenmemek mümkün mü! En büyük zenginliği yaşamışlar, sevgiyi!

Ece Kerimoğlu kullanıcısına bir Cevap Yazın Cevabı iptal et